Yaa Anne…

5 Thoughts
Share

Evet nerede kalmıştık,

Önceki yazımda, Yonca okuldan geldi ve Yaa Anne diye başlayan o cümleyi kurdu.

Yaaa Anne, lütfen sen konuş…

Ne konuşayım kızım, kiminle konuşayım, n’oldu?

Eylülle konuş (Eylül yeni kanki 🙂 ve fakat ikisi de birbirlerinin söylediği herşeyi doğrulatma derdinde )

Ne konuşayım ben Eylülle kızım

İnanmıyor bana

Neye inanmıyor

Benim başka birinin karnından sana geldiğime inanmıyor !

GULP

(Bu benim yutkunma sesim, kalbimden mideme doğru saplanan anlık sızının tarifi yok . Yine de sesim her zamanki düz netliğinde çıktı şükür ki )

Olabilir Yonca, kızma arkadaşına. Daha önce hiç böyle bir şey duymamış olabilir. Bilmediği için de sana inanmamıştır.

Ama ben ona anlattım, bana inanmıyor 🙁

Benim konuşmamı mı istiyorsun ?

Evet konuş, anlat ona.

Peki Yonca ilk fırsatta konuşacağım…

Ne şans ki 3 gün sonra sınıf arkadaşları ve anneleriyle akşam yemeğinde buluşacaktık ve yemeğe giderken kankisi ve annesini de evlerinden biz alacaktık.

Arabaya bindiklerinde Yonca şimdi konuşmamı ister misin ? diye sordum. (elbette daha önce arkadaşının annesi ile konuşmuştum)

Evet dedi çoşkuyla

Eylül dedim, Yonca sana bir şey anlatmış ve sanırım senin bu konuda soruların var? Bana sormak ister misin?

Evet dedi coşkuyla 🙂 Yoncayı başka biri mi doğurdu ? (yahu bu çocuklar niye lafı hiç dolandırmazlar! )

Evet dedim, Yonca başka birinin karnından doğdu ve bizim ailemize geldi.

Yani siz gerçek annesi değilsiniz ? (Balyozu gördünüz mü?)

(Şu gerçek anne kavramını artık bağıra bağıra konuşma zamanı geldi de geçiyor da bu başka bir yazının konusu olsun. Yine ! )

Yine bir saniyede aklımdan ne büyük büyük korkular kalbime aktı siz tahmin edin, yormayın beni. Yine de sesimin sakinliğini koruyarak (artık kendimi süper kahraman ilan edebilirim bence)

Eylül, sence gerçek anne nedir? diye sordum

Nasıl yani dedi

Yani sence doğuran gerçek anne midir ? dedim

Ee, eveeet dedi

Eylülcüğüm, Doğurmak anne olmaya yetmez, Anne olmak için çok sevmek, onunla yaşamak, korumak, bakmak, onun her şeyiyle ilgilenmek gerekir. Tıpkı senin annenin sana yaptığı gibi. Bunun için de doğurmak gerekmez. Biz Yonca’nın gerçek Anne Babasıyız, o da bizim gerçek kızımız dedim.

Bu sırada dikiz aynasından da Yoncaya kaçamak bir bakış attım, gördüğüm Yoncanın arkadaşına dikilmiş bakışlarıydı ve benim cümlem bittiğinde başıyla ‘hııııhh, gördüüün müüüüü?’ hareketi yapıyordu.

Bir kez daha, yeniden korkularımın bazen ne kadar gereksiz olduğunu anladım. Ben arkadaşının ‘gerçek anne’ tanımının yoncada olumsuz bir durum yaratacağından korkarken, o gururla baaak ben yalan söylemiyorum gördün mü? diyordu arkadaşına o baş hareketiyle. Ve ilgilendiği tek konu da buydu.

Bir kez daha anladım ki, doğru yoldayız. Başından beri açık olmamız (gerektiği zaman gerektiği kadar), konuya yaklaşımımızdaki doğallık ve aramızdaki bağ, onun da bu konuda rahat ve konuyla barışık olmasını sağlamıştı. Ve tüm bunlar onu başkalarının karşısında güçlü kılan yegane şeylerdi.

Arkadaşına bu kadar çabuk açılmasında önceki Atatürk örneğinin etkisin var mıydı bilemiyorum fakat ? 🙂

Share

Doğaçlamanın gücü

Leave a comment
Share

Yeni adresimizden merhaba,

Daha önceki yazılarımdan hatırlayacağınız üzere geçen yaz şehirler arası bir tanışma yaşamıştık. Bu taşınma ve yeni kentimize ve evimize alışma sürecimiz yorucu ve zorlayıcı oldu. Çocuklar için taşınma, travmalar listesinde üst sıralarda yer alıyormuş meğer 🙁 Dolayısıyla Yonca için de büyük bir değişim ve zor bir süreç oldu. Bizi de oldukça zorladı sağolsun…

Bu arada sitedeki bazı teknik konular nedeniyle bir adres değişikliğine de gitmek zorunda kaldık… Derken günler su gibi akıp geçmiş. Yazacak çok şey birikmiş fakat koşuşturmalar arasında iki kelimeyi bir araya getirememişim.

Nihayet bu gece yorgunlukan sızmamayı başardım da herkes uyuduktan sonra gece yarısını yeni geçtiğimiz şu dakikalarda yazmaya fırsat bulabildim 🙂

Taşınma süreci ve sonrası ne kadar zor geçse de uzun bir süre bunun dışında bir gündemimiz olmadı (konumuzla ilgili). Taa ki 10 kasım öncesine kadar …

10 Kasım haftasında okulun haftalık ders programı da elbette Atatürk ile ilgiliydi. Pazar sabahı evde kahvaltı ederken Yonca başladı …

-Anne sor

-Ne sorayım kızım

-Atatürk’ü sor (öğrendiklerini bana satacak düdük)

Başladık tabi sormaya , nerede doğdu, hangi yıl doğdu, annesinin adı, babasının adı vs derken birden bir ampül yandı kafamda.. Yonca dedim, Atatürk’ün çocuğu var mıydı?

-vardı tabi anne, Ülkü…

-Yonca biliyor musun? Atatürkün kızı ile sen bir konuda birbirinize benziyorsunuz 🙂

-Aaaaaa , nasıııılllllll (Gözlerindeki büyümeyi siz hayal edin)

-Yonca biliyor musun, Atatürkün kızı da Atatürkün eşinin karnından gelmedi

-Nasııııllll yani…

-Yani onu Atatürkün eşi doğurmadı. Atatürk de bir çeşit evlat edindi. Aynı bizim gibi

-GERÇEKTENMİİİİİİİİİİ (Ah keşke o anki yüzünü size gösterebilseydim. O gururlu şaşkınlığı siz hayal edin)

-Gerçekten 🙂

-Anne biliyor musun , kimse bilmiyor

-Neyi

-Yani burada hiç bir arkadaşım benim başka birinin karnından geldiğimi bilmiyor

(Ah be kızım, şimdi benim korkularıma parmak sokmanın ne alemi var)

-Bir önemi var mı Yonca? Sence bilmeleri mi gerekiyor?

-Yoooo bilmesinler

-Sen nasıl istersen Yonca, sen söylemezsen bilmezler. Zaten bu kimseyi de ilgilendirmez bilmek zorunda da değiller. Büyüdüğünde sen istersen arkadaşlarınla paylaşırsın istersen paylaşmazsın.

-Neva’da bilmiyor tabi Ece teyzem söylemediyse (bilen bilir bilmeyenlere söyleyelim, Neva bizim komşu kardeşimiz. Aralarında 11 ay var.Birlikte büyüdüler. Yonca nevanın ablası, komşu kardeş onlar )

-Ece teyzen senin iznin olmadan kimseye söylemez kızım. Sen söylemek ister misin?

-Hayır! …. hımm evet, yok yok hayır, fark etmez (evet anladınız kafası karışık)

-Nasıl istersen Yonca

Ve konu burada kapandı… Ben öyle zannetmişim oysa…

Kısa bir süre sonra eve gelip de Yaaa Anneeeee diye başlayan o cümleyi kurana dek…

Share

Diğer Anne…

2 Thoughts
Share

Dün arabadayız,  kreşten arkadaşları ile buluşmaya gidiyoruz. Yonca çok heyecanlı uzun zamandır görmediği arkadaşları ile buluşacak. Aslında son dönemde hem bir çok heyecan hem de bazı kaygılarla savaşıyor.

Bir hafta sonra şehirler arası bir taşınma yaşayacağız. Yonca bundan dolayı hem çok heyecanlı hem de çok üzgün. Evinden ayrılmak, arkadaşlarından ve alışkanlıklarından ayrılmak zor geliyor. Korkuyor aslında.. Sürekli bana arkadaşlarımı görebileceğim anne değil mi ? , özleyince getireceksin değil mi? diye soruyor. Fakat dün mutlu gidiyorduk çünkü anladı artık kimseye veda etmek zorunda değil. İsterse hepsini görebilir 🙂

Neyse gidiyoruz arabada birden soru sormaya başladı…

Continue reading »

Share

Bir çocuğa evlat edinmenin ne olduğunu nasıl anlatırsınız…

6 Thoughts
Share

Merhaba,

Okulların yarı yıl tatilinde kardeşim bir sürpriz yaptı ve çoluk çombalak ailecek bizi ziyarete geldiler. Ankaradan abim geldi 🙂

Yeğenlerimle 4 güzel gün geçirdik. İlk göz ağrımız Tuna 8, sarı kıvırcığım Tunç 6 yaşında.  Biz Yonca’yı evlat edindiğimizde onlar çok küçüktü, dolayısıyla Yonca’nın evlat edinildiğine dair hiç bir fikirleri de yok. Bir açıklama yapmak falan kimsenin aklına gelmemişti doğrusu, gerek de duymadık… taa ki tatil için bize geldikleri bu zamana kadar.

Yonca, yeğenleri gelmeden bir hafta kadar önce okulda bir arkadaşına başka bir ablanın karnından bize geldiğini söylemişti hatırlarsanız. Bilmeyenler için yazı burada İkinci bombasını da yeğenlerine patlattı.

Continue reading »

Share

Ben bir koruyucu anneyim – Konuk Yazar Meleğin Annesi

3 Thoughts
Share

Merhabalar,

Sizlere daha önceki yazılarımda bir arkadaşımın Koruyucu Aile olma sürecinden bahsetmiştim. Kızıyla ilk karşılaşmaları ve kızının eve gelişinden sonraki gelişimi ile ilgili iki yazım olmuştu. Okumayanlar için linkleri aşağıda.

Şimdi arkadaşımın, Meleğin annesinin size söyleyecekleri var. Buyrun dinleyin … 🙂

Continue reading »

Share

Özür

Leave a comment
Share

Merhaba,

Hepinizden özür dilemek istiyorum.

4 aydır bloga yeni yazı yazamadığım gibi az önce fark ettim ki, yorumlarınızı da kaçırmışım.

Şubat ayında işten ayrıldım. Daha çok zamanım olacak derken, birçok başka nedenden de dolayı  bu son 4 ay hiçbir şeye vakit bulamadan, biraz da hayattan kopuk geçti.

Yorum bırakan, soru soran ya da yeni post bekleyip de bulamayan herkesten çok özür diliyorum.

Bundan sonra artık buralardayım.  Hatta ilk yazım az sonra geliyor.

Hepinizi çok özledim.

Sevgiler…

Share

Görüşünüze ihtiyacımız var

29 Thoughts
Share

Merhaba,

 

Yeni bir takipçimizden aşağıdaki maili aldım.

Ben kendisine, bu konuda tek bir doğru olduğunu bununda kendi doğrusu olduğunu söyledim. Evlat edinme de bir doğum şeklidir, eğer çocuk sahibi olmaya hazırsa bu yolla çocuk sahibi olup olamayacağının tercihi de kendilerine aittir.

Ben böyle söyledim. Takipçimizin desteğe ve görüşlerinize ihtiyacı var düşüncelerini netleştirebilmek için. Lütfen kendisine yardımcı olabilir misiniz.?

Siz ne dersiniz ?

Continue reading »

Share