Ülkeler arası evlat edinme koşulları

Leave a comment
Share

http://www.cocukhizmetleri.gov.tr/tr/html/143

Ülkelerarası Evlat Edinme :

Ülkelerarası kapsamda yer alan dosyalar Lahey Ülkelerarası Evlat Edinme Sözleşmesi gereği değerlendirilmektedir. Sözleşme gereği küçük ancak kendi Ülkesinde evlat edindirilemediği takdirde ülkelerarası bir evlat edinme söz konusu olabilmektedir.

Ülkemizde evlat edinmek üzere ailelerin sırada beklemesi nedeniyle bu kapsamda genellikle süreğen sağlık sorunları, engelleri ve bebek grubunun dışında 5 yaş ve üzeri olup genellikle erkek ya da kardeşleri olan çocuklar yer almaktadır.

 

Ülkemizde ikamet eden ve aynı zamanda bir başka ülkenin vatandaşlık hakkına sahip olan ya da Türk vatandaşı ile evli olan yabancı ülke vatandaşları hakkında evlat edinmenin vatandaşı olunan ülkede tanınıp tanınmayacağına ilişkin olarak Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından ülkelerarası işlem gerçekleştirilmektedir.

 

Türkiye’de ikamet eden yabancı ülke vatandaşlarının sabıkaları olmadığını gösterir belgelerinin vatandaşı oldukları ülkeden kendileri tarafından temin edilmesi gerekmektedir.

 

Ülkelerarası Merkesi Makamları ile işlem başlatılacak vaka dosyalarında; bu ilke ile süren iletişimin detaylarına ve iletişim bilgilerine yer verilmesi gerekmektedir.
Küçüğün yerleştirilmesi:

  • Küçük evlat edinecek kişi/eşlerin yanına “Evlat Edinme Öncesi geçici Bakım Sözleşmesi” ile yerleştirilir.
  • Geçici Bakım Sözleşmesi’nin imzalanmasından sonra, evlât edinilecek küçük, en az bir yıl süreyle bakım ve eğitimi için uygun görülen kişi veya eşlerin yanına yerleştirilir.

 

İzleme:
            Evlât edinme öncesi bir yıllık geçici bakım sürecinde mevzuata uygun olarak yerleştirilen küçük;

  • Evlât edinecek kişi veya eşlerin küçüğü eğitme yeteneği, aile ilişkileri, sağlığı, küçükle olan ilişkilerindeki gelişmeler ile sosyal ve ekonomik koşullarındaki değişimler yönünden sosyal çalışmacılarca izlenir.
  • Yapılan izlemeler sonucu üçer aylık dönemler halinde İzleme Raporları düzenlenir.
  • Evlât edineceklerin altsoyu olması halinde düzenlenen İzleme Raporunda onların da küçük ile ilgili tavır ve düşünceleri değerlendirilir.
  • Evlat edineceklerin küçüğe karşı tutum ve davranışları Kurum tarafından denetlenirken gerektiğinde danışmanlık ve rehberlik hizmeti de verilir.

 

Evlat Edinme İşleminin Tamamlanması:

Bir yıllık izleme süresi sonunda sosyal inceleme raporunu da içeren dosya bir ay içinde ilgili mahkemeye evlat edinme davası açılmak üzere hazırlanır.

 

Share

Bebeğinizle o müthiş bağın kurulması

Leave a comment
Share

Eveeeet,  ilk günden beri en çok yazmak istediğim ama bir türlü oturup yazamadığım konudur bu.

Bu hafta sonu kızımın kreşten bir arkadaşının annesinin evinde toplandık diğer annelerle birlikte. Bir nevi tanışıp kaynaşma toplantısı gibiydi. Hepsi çok güzel insanlar, sevgili kızım sayesinde her geçen gün hayatım daha bir zenginleşiyor 🙂

Neyse fazla dağıtmayayım konuyu. İşte o gün  malum,  kadınların olmazsa olmazı doğum hikayeleri konuşuldu bol bol (hani erkeklerin asker anıları gibi 🙂 ) Öyle bir hikaye dinledim ki, hafta sonundan beri kafamın içinde dönüp duruyor ve  artık yazmadan duramıyorum. Vesile oldu iyice şekillendi anlatacaklarım.

Efendim hikaye kabaca şöyle;

(Hatam varsa şimdiden kendisinden özür dilerim. Bir yandan Yonca’nın annneeeeeeeee’leri arasında duyduklarımı aktarıyorum. Sonuçta detaylar önemli değil, asıl olay mantığında)

Adı büyük kendi büyük bir özel hastanede gerçekleşiyor doğum. Annemiz doğumdan hemen sonra ateşleniyor ve daha emziremeden göğüslerinde sıkıntılar başlıyor. İşte sonunda emziremiyor. Asıl olay bundan sonra başlıyor. O büyük hastanenin küçük beyinli doktoru ve hemşiresi başlıyorlar annemizin başını yemeye !! Annemiz emzirmekte büyük sıkıntı yaşadığı, acı çektiği ve bebek ememediği için sütünü sağıp vermek istiyor. Çocuk doktoru şiddetle karşı çıkıyor. Hemşire hamın da sıkı bir şekilde takipte ve şu yorum yapılıyor:

“Emzirmezsen çocuğun sana anne demeyecek.”

Bir kaç gün bu şekilde anne ve bebek eziyet çektikten sonra, annemiz isyan bayrağını çekip sağıyor sütünü ve bebeğinin karnını doyuruyor.

Duyduğumda tüylerim diken diken oldu.

Yonca’yı aldık eve getirdik, çok mutluyuz. Heyecandan ayaklarım yere basmıyor. Saatler nasıl geçiyor anlamıyorum. Bırak yemek yemeyi, su içmeyi bile unutuyorum. Sanki ilk defa oyuncak sahibi olmuş çocuk gibiydim.  O kadar yani 🙂

Ama sadece 2 haftam var. Malum, çalışan evlat edinen annelerin yasal izin hakları yok. Allahtan senelik iznim var. Ama sonuçta 2 haftam var. Sonra işe gideceğim ve kızımı bir bakıcının ellerine teslim edeceğim. Beni aldı mı bir korku !! Ya beni Anne olarak benimsemezse, ya ben de onun için herkes gibi olursam, ya bakıcı ile daha çok vakit geçireceği için onu Anne zannederse, her yerde bas bas bağırıyorlar emzirmek anne ile bebek arasındaki bağı kuvvetlendirir diye, bak işte ben emziremiyorum zaten, beni benimsemeyecek işte,(Detayı nasıl da atlamışım. Sadece kuvvetlendirir demiş, bağı o kurar dememiş ki!)  offffffffff 🙁

Uykularım kaçtı ! Aldımı beni bir telaş, ne yapayım, madem emziremiyorum o zaman 2 hafta bir fiil, her dakika beni görsün ki anlasın ben annesiyim dedim. Uyurken bile kucağımdan indirmedim ki kokuma alışsın, sürekli kulağına fısıldadım, ninniler söyledim, konuştum ki sesimi tanısın 🙂 Nasıl histerik bir manyak oldum anlatamam. Öyle ki, Yoncayı kucağımdan almak isteyenler sanki bana küfür ediyordu. Kayınvalidemi küstürdüm mesala bu yüzden. Neler neler… Bir hafta böyle geçti.

Şimdi geriye dönüp bakınca komik tabi ama o sıralar öyle hissediyordum işte. Tecrübeli anneler bana bir tek şey söyledi.

” Kızını beslerken gözlerinin içine bak”

Öyle yaptım. Kızımı sıkı sıkı kucakladım ve gözlerinin içine baka baka içirdim biberonunudaki mamayı. (Öyle bakıcısı yada diğerleri gibi yalandan değil, gerçekten kucakladım diğer tüm anneler gibi. Çünkü işin doğası bu:) )  Aynı zamanda onunla konuştum, sevdim, okşadım. Elini tuttum mesela o emerken 🙂  Ağladığında kucağıma alıp güvende olduğunu fısıldadım hep ona. Onu asla bırakmayacağımı, onu çok sevdiğimi anlattım. Kızıma onun ne kadar özel ve değerli olduğunu anlattım. Hem ona hem bana çok iyi geldi doğrusu 🙂 Velhasıl o iki haftayı dolu dolu yaşadım  ve  histerim de yavaş yavaş yok oldu.

Sonuçta işe başladım ve ne oldu biliyor musunuz. Kızım beni bakıcıdan ayırdı ve farklı davrandı. Uykudan ağlayarak uyandığında bırakın bakıcısını (ki gün içinde benden daha çok vakit geçiriyorlardı) babası bile susturamadı. Sadece benim kucağıma gelince sakinleşiyordu. Daha birinci haftanın sonunda başkasının kucağındayken gözleriyle beni arıyordu.

Anne sütü tabi ki bir bebek için tartışmasız en değerli ve yeri doldurulamaz besin kaynağıdır. Bunu tartışmıyorum.

Ama efendim emzirmezsen bebeğin sana Anne demeyecek mantığını kabul etmiyorum.

Evlat edinen annelerin en büyük takıntısı ve korkusu budur sanırım.

Ama merak etmeyin konuştuğum bütün arkadaşlarım doğumdan sonra benzer ya da farklı bir çok korku yaşadıklarını söylediler. 🙂 Yani sanırım bu korkular da Anne olmanın doğasında var 🙂

Sonuçta anne ve bebek arasındaki bağ emzirmekle ilgili değil korkmayın. Kızım 7,5 aylıkkken Anne dedi ve hala sadece Anne diyor. Kızımın arkadaşı da Annesine Anne diyor 🙂 (Zaten başka ne diyecekti ki! )

Evlat edinme sürecine girmiş Anne adayları, diyeceğim şudur:

Anne ve bebek arasındaki bağ sandığımız gibi doğurmak ve emzirmek gibi biyolojik bir takım durumlara bağlı değil. Bir bebeğin sizi Anne olarak kabul etmesi ve bu bağın kurulması  sadece bir tek şekilde mümkün oluyor: SEVGİ VE EMEK

Sizin de bu ikisini fazlasıyla vereceğinizi çok iyi biliyorum.

Sevgiler…

 

Share

Kızım 1 yaşında ♥

4 Thoughts
Share

Canım Kızım’ı doğum gününü kutladık geçen hafta.

Daha dün gibi kucağımda evimize geldiği gün. Zaman nasıl bu kadar çabuk geçebiliyor anlamıyorum.

Ömrümün en güzel günlerini bana yaşattığın için sana çoook teşekkür ederim canım kızım.

Çok daha güzellerini yaşayacak bir ömür bizi bekliyor.

Seni çok seviyorum ♥

Share

Ben de en az sizin kadar Anneyim ve hiçbir özel yanım yok !

2 Thoughts
Share

Merhaba,
Ne zamandır yazmak istiyordum ama bir türlü fırsat bulamıyordum. (Bu benim bazı şeyleri oldu bittiye getirmemek huyumdan kaynaklanıyor. İki satır karalamaktansa adam gibi yazayım diyorum ama ona da fırsat bulamıyorum 🙁 )Çok uzun zamandır aklımı kurcalayan bir konuyu bugün yazmak istedim.
Baştan söyleyeyim, sadece içimdekileri ifade etmeye çalışacağım, yoksa kimseye kızmak, yargılamak vs.değil amacım.   Aslında bu deneyimi yaşamayan herkesin bakış açısı bu anlıyorum. Dışarıdan bakınca algılanışı farklı. Ama bu bakış açısı bende başka duygular uyandırıyor. İyisi mi yazıyım rahatlıyayım 🙂
Bu sadece benim bakış açım :  Çooooooooooooooook sıkıldım …
Evet, insanların evlat edindiğimi duyduklarında gösterdikleri tepkilerden çok sıkıldım. Aslında zaman zaman çok eğlendirici olduklarını da itiraf etmeliyim. Bazen gülmemek için kendimi zor tutuyorum. Ama genel olarak sıkıldım. Kardeşim, ben size sezeryan yaptım dediğinizde ah yazıkkkk kıyamammmmm diyor muyum ? Normal doğum dediğinizde ne müthiş bir şey yapmışsın büyük sevap diyor muyum ? Tüp bebek , aşılama ya da doğal yolla hamileliğinizin sonucunda Anneliğinizde bir fark görüyor muyum ?  Hayır !

Neden evlat edindiğimi duyduğunuzda,  tarafınızdan sıradan bir Anne olarak kabul görürken birden Anneliğim özel oluyor ?

Diyebilirsiniz ki sende söyleme olsun bitsin.

İki nedenden dolayı hiç rahatsız olmadan bu ifadeyi kullanıyorum :

1) Ben de kendimi en az sizin hissettiğinizi kadar Anne hissediyorum. Sadece bebeğimi bana geliş biçimi biraz farklı o kadar. Bu konuda da en ufak bir rahatsızlığım yok. 

2) Neden yalan söyleyeyim ki, bir yalan arkasından bin bir tane yalan doğuracak. Buna enerjim yok ve bunu yapmayacak kadar da kendime ve size saygım var !

Neden insanlar, tüp bebek, mikro enjeksiyon, aşılama gibi ifadeleri rahatça kullanabiliyorlar da ben evlat edindim diyemiyorum ?

Sizden tek farkım doğurmamış olmam ise eğer merak etmeyin bence işin o kısmı hiç bir şey. Aslında her şey sonrasında başlıyor. Bir de şu açıdan bakın, sezeryan anneleri; bayıltılıyorsunuz ve her şey sizin bilinciniz tamamen kapalıyken olup bitiyor. Kendinize geldiğinizde kucağınıza bir bebek veriyorlar siz de benim bebeğim diye kabul ediyorsunuz.

Eeee, 9 ay karnımda taşımamam mı tek fark ? Ama bir anlamı varsa başvuru tarihimden itibaren kızımı kucağıma alana kadar tam 9 ay 10 gün bekledim. (Ne kadar manidar)  Ben de bir bebeği kucağıma aldım ve kabul ettim bu benim bebeğim diye. Olamaz mı? Sizden beni ayıran ne var ?

Bir de şu ifadeler var !  “Büyük sevap” “Cennetliksin” , en çok da bundan rahatsız oluyorum. Ne kadar utandığımı ve kendimi kötü hissettiğimi anlatamam.  Ki yeri gelmişken söyleyeyim ikisine de inanmam.

Bir evlat edindim evet. Ama asla işin sevap/cennet hesabını yapmadım. Kendimi de büyük bir şey,  öyle çok özel bir şey yapmış gibi hissetmiyorum. Ve insanlar bana böyle yaklaştıkça kendimden utanıyorum. Ben bir evlat istedim ve bu yolu tercih ettim, o kadar !!!!!

Beni sizden daha özel yapan hiç bir şey yok !!

Siz bir evlat istediniz. Oldu ya da olmadıysa gidip uğraştınız didindiniz, yaptınız.

Ben bir evlat istedim. Olmadı. Uğraşıp didinmedim,  bir evlat edindim.

Hepsi bu , aramızdaki fark bu.

Siz çocuğunuzu kucağınıza alınca ne hissettiyseniz, ben de aşağı yukarı onları hissettim. (Belki fazlasını da hissettim)

Siz nasıl onu koklamaya, öpmeye ve seyretmeye doyamadıysanız, ben de doyamadım.

Siz kaç gece uykusuz kaldıysanız en az o kadar uykusuz kaldım ve tıpkı sizin gibi kalmaya devam ediyorum.

Siz nasıl kimseyle paylaşamadıysanız, ben de paylaşamıyorum.

Siz hangi korkuları yaşadıysanız ve yaşamaya devam ediyorsanız, ben de onları yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum.

Uzatsam sonsuza dek sürer ama kısaca siz nasıl çocuğunuza aşıksanız ben de en az o kadar aşığım.

Sonuç olarak;

Siz ne kadar Anne iseniz ben de o kadar Anneyim.

 

 

Share

Bir başka mektubumuz var :)

Leave a comment
Share

Sitemizi ziyaret eden bir Anne’den daha mektubumuz var. Ben kendi adıma çok mutlu oluyorum ve devamını diliyorum. Sevgili anneler siz de tecrübelerinizi lütfen bizimle paylaşın.

Kitap öneriniz için çok teşekkür ederim. Hemen bir tane temin edeceğim. Sevgiler…

 

Sevgili ” kalpten anne “- biraz tuhaf değil mi- sıfat eklemek yani.
Hikayeyi bizim yaşadıklarımızı yaşayan herkes bilir, kalpte
büyüyen çocuk. Evet, biz de, bizi bulan bir mucizeyle yaşıyoruz
yaklaşık iki senedir. Dünyayı bu kadar güzel kılan hiçbir şey
olamazmış. Sizi bulunca daha doğrusu okuyunca, yazıları “ben mi
yazdım da unuttum acaba” diye şüpheye düştüğüm anlar oldu,
hissedilenler, yaşananlar, sorunlar o kadar aynı ki -doğum
izni meselesi vb.-
Kimseyle paylaşamadıklarımı paylaşmış oldum sayenizde. Soru
sormak değil, sadece teşekkür etmek istedim.

Size ve okurlara, ayrıca çocuklarımıza da önereceğim bir kitap var. 1950’lerde
yazılmış bir çocuk kitabı, Şanslı Aile.

Sevgiyle…

Share

İlk Adımlar

Leave a comment
Share

Zaman ne kadar çabuk geçiyor ! Yonca’mı kucağıma alıp eve getirdiğim daha dün gibi, 2 aylık bir bebekti. 4 gün sonra yaşına giriyor…

Büyürken pek çok heyecanı yaşadık, ne zaman oturacak, ne zaman dişi çıkacak, ne zaman konuşacak, önce anne mi diyecek yoksa baba mı? derken ne zaman yürüyecek ??

1 yaşında yürüyecek diye düşünüyordum. Kızım beni utandırmayacak anlaşılan. Dün kreşteki öğretmenlerinin dediğine göre kızım 6 adım atmış… Evde henüz cesaret edemedi ama sabah 1 adımlık bir denememiz oldu. Kısaca kızım artık YÜRÜYOR :))

Şimdi 4 günüm var, doğum gününde tıpış tıpış yürüyecek hayırlısıyla … :)))

Share